Fazla hız tehlikeli midir?

Hayatımız, dünyamız şüphesiz çok hızlı gelişiyor ve değişiyor. Bizde bu gelişmelerden haberdar olmak ve güncel kalmak için sürekli araştırıp, okuyup, yazıp çiziyoruz..

Yetişmemiz gereken işler, yapmamız gereken onca görev, ocakta bekleyen yemek, 1 dk sonra hareket edicek olan metro, uyanmak için kurduğumuz alarm veya alarmlar derken koşuşturma içinde, sürekli bir şeye veya yere yetişmek için çaba sarfediyoruz. Haliyle bu koşullara uyum sağlamak ve dayanabilmek için her geçen gün daha da hızlanıyoruz. Hatta bu hızı o kadar benimsiyoruz ki sabretmek artık çok zorlaşıyor. Her şey hemen olmalı, geç kalmamalı gibi hissediyoruz.

Bu fikir artık her alanda karşımıza çıkıyor. Hızlı servis yapan restoranlar, uçarcasına giden arabalar, saliseler içinde sizi bambaşka yerelere taşıyan internet, 1 dakikada pişebilen donmuş yemekler ve daha nicesi..

Böyle bir hız ile hayat sürdürürken artık beklentilerimizin, hayallerimizin çok kısa sürede gerçekleşmesini istiyoruz. Bir an önce zengin olmak, kariyerde zirveye yerleşmek, en iyi eşe, eve, arabaya sahip olmak, çok fit olmak ve hemen olmak gibi isteklere kendimizi kaptırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hayat bizi beklemez, bu bir yarış ve ancak ilk bitiş çizgisini gören kazanabilir. Sahiden de öyle mi?

Çok severek okuduğum “Momo” adlı kitapta yazar Michael ENDE’nin Beppo adını verdiği karakter çöpçülük yaparak hayatını kazanıyor ve sevgili dostu Momo’ya bir şeyler anlatıyor. Yazar bize Beppo aracılığıyla çok güzel bir kesit aktarıyor.

Bazen önüne upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki, insan bunun sonu gelmez sanıyor. O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çok acele ediyor insan.
Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun.
Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor.
İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli olarak bir adım sonrasını düşünmeli, bir adım, sonra derin bir nefes, sonra bir süpürge. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Öyle de olmalı. Bir de bakarsın ki adım adım bütün yolu bitirmişsin. Nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan.
Önemli olan da budur.

Beppo’nun da dile getirmek istediği gibi hayatımızda karşılaştığımız uzun yollar bizi korkutup ürkütürse, bir an önce bitiş çizgisine varmak ya da çok yol katetmeye çalışmak yorucu ve yıpratıcı olabilir. Bu yolda yürürken önemli olanın siz ve yaşantınız olduğunu unutmamak çok değerli. Siz hedeflerinizi ve hayallerinizi yanınıza alarak çıktığınız her yolda varacağınız noktadan çok yol boyunca tanıştıklarınıza, yaşadığınız güzel anlara, aştığınız engellere, keşfettiğiniz yeniliklere odaklanın. Evet geride kalmamak için hızlı gidin ama hızın kölesi olmayın.

Tutku DİNÇER

Bir Cevap Yazın