Varlığı ile kalem tutturup hesaplar yaptıran, yokluğu ile kalemi tutmaya aciz bırakan mucizevi ve bir o kadar karmaşık bir organımız var. Keşfedilmesinin üzerinden yıllar geçmiş olmasına karşın ne kadarının kullanıldığı ile ilgili şehir efsanelerinin ortalarda döndüğü, bizlerin düşünmemize, iletişim kurmamıza ve etrafımızı algılamızı sağlayan 7 gün 24 saat çalışarak dur durak bilmeyen beynimiz en kaba tanımla nöronlar arası iletişim yaparak çalışıyor.
Peki beyninize ne kadar iyi bakıyorsunuz? Her gün usanmadan yaptığınız cilt bakımları, vücut egzersizleri, ruhunuza iyi gelen yoga veya meditasyondan beyninize düşen pay ne?
Her gün ceviz yemek, arada sırada bulmaca çözmek, kitap okumak, yeni dil öğrenmeye çalışmak beyni beslemek ve geliştirmek için yeterli mi? Hiç şüphesiz bu aktivitelerin de bir katkısı var ama beyinde öyle bir yapı var ki monoton bir hayat yaşayan, alışkanlıklarından vazgeçmeyen insanlarda beyin aynı nöronlar üzerinden aynı yolları kullanarak ve hiç keşfe çıkmadan hayatına devam ediyor.
Buna da dur demenin bir yolu var aslında. Benim beynim de hep aynı yolları kullanmasın canım, boşuna mı taşıyoruz diyorsanız imdat çağrınıza “Nörobik Egzersiz” yanıt veriyor. Nörobik Egzersiz de neymiş diyeneler içinde ilk kez Amelikalı nörofizyolog Lawrence C. Katz ortaya atmış hatta “Beyninizi Canlı Tutun” adında 83 nörobik egzersizi yer aldığı bir kitap da yazmış. Nörobik egzersiz beyni canlı ve zinde tutmak için yapılan bir davranış yönetimi bu yöntem ile beyninizin farklı bölgelerine ulaşırken nöronlar arasında da yeni bağlantılar kurmaya başlıyorsunuz. Bu yöntem nasıl uygulanıyor der iseniz de beş duyu organınızı aktif ve bilinçli kullanarak, rutin dışı hareketler yapmaktan geçiyor.
Eğer hep aynı markete gidiyor, aynı kişiler ile iletişim kuruyorsanız ya da diş fırçanız, tabaklarınız hep aynı yerde ise, sürekli aynı kıyafetleri kombinliyorsanız ya da hep aynı yolları kullanarak ulaşım sağlıyorsanız üzgünüm ama beyin haritanız hep aynı yollarda git gel yapıyor ve beyniniz adeta bir kasabada yaşamaktan uzağa gidemiyor.
O zaman sanırım neler yapmanız gerektiğinizi anladınız ama örneklerle çeşitlendirmek istersek bundan sonra eşyalarınızın yerini ara ara değiştirerek beyninizi şaşırtın, basit işlerde az kullandığınız elinizi olaya dahil edin, farklı yollar keşfederek işinize, okulunuza gidin, saatinizi taktığınız kolu değiştirin, gözünüz kapalı şekilde giyinin, uyandığınızda farklı kokular bulun ve onu koklayın (Örneğin vanilya, limon, portakal..), etrafınızda gördüğünüz nesneleri sayın, gözleriniz kapalı duş alın elinizle duş başlığını, lifi, duvarları bularak zihninizde ortamı görmeden canlandırın, çoraplarınızı koyduğunuz yeri değiştirin, fotoğraflara tersten bakın, olabildiğince çok insana merhaba deyip onların giyinişine, saç renklerine, ayırt edici özelliklerine odaklanın..
Aslında bu listenin hiç sonu yok, yapılan birçok etkinlik çok farklı yollardan, farklı duyular katılarak çeşitlendirilebilir. Siz de beyninizi sürekli şaşırtarak yeni yollar keşfetmesini ve zinde kalmasını sağlayabilirsiniz. Öyle ki bu yöntemin kullanarak Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara yakalanmamın engellenebileceğinden bahsediliyor.
Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki siz silahsızsınız bayım.
Franz Kafka
Beyninize hak ettiği değeri vermek Kafka’nın betimlediği gibi silah haline getirmek için kollarınızı sıvayın. Sizin için mesaisiz çalışan bu organa biraz zaman ayırarak fark yaratın. Beyninizin haritasını sıradan bir kasaba yerine uçsuz bucaksız güzelliklerin olduğu kocaman bir dünyaya çevirin ki dünyayı hiç olmadığı gibi yeniden keşfedebilesiniz.
Tutku DİNÇER
