Değişmek, TDK’nın tanımca “başka bir biçim veya duruma girmek” olarak ifade edilmiş. Birçok nesnenin, canlının değişebildiğini ya da form değiştirdiğini biliyoruz. Suyun buharlaşıp gaza dönüşmesi, ekilen bir tohumun yeşerip bitki vermesi, şekil verilerek eşyalara dönüşen tahtalar gibi sayısız değişim örneği var. Bu değişimler çok basit ve doğal durabiliyorken sıra kişinin değişmesine gelince niye çok farklı algılanıyor?
Okuduğunuz bir kitaptan sonra, izlediğiniz ve ilham aldığınız bir filmden sonra, katıldığınız bir konferans çıkısında ya da deneyimlediğiniz minik bir olaydan sonra gelen aydınlanma hissi ile kesinlikle böyle olmalıyım, bundan sonra böyle yapacağım diyebilmek çok kolay peki ya uygulamata o kadar kolay mı?
İlişki testlerinde veya terapilerinde sorulan klasik bir soru vardır “Partnerinizde neyi değiştirmek isterdiniz?”. Bu sorunun sorulmasını bekleyen ve ardı ardına istemediği tüm özellikleri karşı taraf için sayan biri sıra kendisine geldiğinde yöneltilen tüm eleştirileri ret edebilir çünkü ona göre kendisinde değiştirmesi gereken bir özelliği yoktur bilakis karşı taraf tamamı ile suçludur. Sizce de öyle mi? Yaşadığınız her negatif durumda, yürümeyen ilişkilerde, biten arkadaşlıklarda, başarız sonuçlanan projelerde hep başkaları mı suçluydu ve sadece onlar mı değişmeliydi?
Peki iş mülakatlarında size yöneltilen “Sizce en iyi ve en kötü özellikleriniz nedir?” sorusuna iyi yönlerinizi ballandırırken, kötü yönlerinizde sahtekarlık yapmadınız mı?
Artık durup kendinizi dinleme vakti geldi elbette kimse mükemmel değil ve olamaz, eminim o zaman dünya çok sıkıcı bir yer olurdu, fakat istediğiniz kişi olmak ya da kazanmak istediğiniz davranışları edinmek konfor alanınızdan çıkarak ve bahane üretmeyerek başlıyor. Öncelikle klişe bahanelerden kendinizi arındırın, bu benim huyum demeyin, ben böyleyim beni seven böyle sevsin demeyin. Ardından neyi değiştirmek ya da kazanmak istiyorsanız onu kabul edip içselleştirin çünkü birinin zorlamasıyla hiçbir şeyi başaramazsınız. Siz için çaba sarfetmesi gerekenin sizden başkası olmadığını bilin. Bu adımlar atıldıysa gerisi azim ve çalışmaktan geçiyor.
Bir psikolog ya da yaşam koçu değilim ama kendinizi değiştirmenin ne kadar güzel olabileceğini ve sizi olduğunuz noktadan bambaşka yerlere taşıyacağına biliyorum. Başkasından değişmesini beklemek kendinizi değiştirmekten bin kat daha zor bir iş. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de ne güzel demiş:
Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim;
Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim.
Şimdi biraz kendinizle muhabbet edin, dinleyin size neler anlatmaya çalışıyor. Hatta hayatınızda yolunda gitmeyen şeyleri gözden geçirin, sorunun ana kaynağına inip neleri farklı yapabilirdiniz onu görün. Yakınlarınıza sorun sizde hoşlanmadıkları neler var, bu kez bu sözleri yapıcı eleştiri olarak algılayıp irdeleyin. İdol olarak aldığınız kişilerin özelliklerini inceleyin, sizde de olması gerektiğini düşündüğünüz becerileri belirleyin, unutmayın akıcı konuşabilmek de bir beceridir. Kendinizi sevin, daha iyi bir siz olmak için tembellik etmeyin. Değiştirmeyin, değişin. Unutmayın her mucit çözümü başkasından bekleseydi, ben yapamam benim kapasitem bu deseydi şu anda yaşadığınız yer bir mağara veya ağaç kovuğundan öteye gitmezdi.
Tutku DİNÇER
