Beklentileriniz yanıtsız mı kalıyor?

Hayal kurarken, tamamladığınız bir işin sonucunu beklerken, ilişki kurarken hep bir beklenti içinde olursunuz. Acaba nasıl olacak, umarım şöyle olur, böyle olursa benden mutlusu olmaz gibi sözleri birçok kez duymuşsunuzdur. Bu beklentilerin sonu gelmediği gibi tümünün gerçekleşme imkanı var mıdır ya da istediğiniz durumla karşılaşmadığınızda ümidinizi toptan yitirir misiniz?

Beklentilerin karşılanmaması ile ilgili bir sendrom dahi var adı ise de “Paris Sendromu”. Paris Sendromu genellikle Japon turistlerin onlara aktarılan parfüm kokulu sokakların, güzel müziklerin, şık kadınlar ve kibar erkeklerin bulunduğu Paris şehrini istedikleri gibi bulamamaları sonunca yakalandıkları ve psikosomatik belirtilere sebebiyet veren geçici psikolojik rahatsızlık. Hatta bu sendrom Japon halkında o kadar yaygın ki Japon büyükelçiliğinin Paris Sendromuna yakalanan vatandaşları için oluşturduğu 7/24 destek hatları bile var.

Beklentilerin karşılanamaması stres, kaygı, üzüntü ve öfke gibi durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır, evet belki de bir sendrom seviyesinde olmasada bu duygu değişimleri insan vücudu üzerinde olumuz etkilere sahip. Peki bu durumla nasıl başa çıkılmalı?

Kendinize ulaşılamayacak hedefler koymak, imkanı olmadığını bildiğiniz sonuçlar beklemek, kişilere gereksiz ve fazla güvenmek gibi davranışlarınız varsa bunlardan ivedilikle vazgeçmeniz gerekir çünkü bu yaklaşımlar kaçınılmaz mutsuz sonu beraberinde getirir. Çaba sarfetmeden sadece beklemek ya da ummak tembelliğin bir diğer adı olabilir. O nedenle aslında ilk yapmanız gereken isteğiniz karşısında çok çalışmak ve olumsuz bir sonuçta elinizden geleni yapmış olmanın tadına varmak. Kimseye bel bağlamadan, kendi hayatınızın iplerinin sizde olduğu bir yaşam sizi hem psikolojik hemde fiziksel açıdan tatmin edecektir.

Türk yazar ve şair Sabahattin Ali’nin beklenti konusunda sizinle paylaşmak istediğim bir sözü var;

Bu hayatta mutlu olmanın yolu; beklentileri düşük tutmaktır. Yoksa kanatlarından vurulmuş kuşa dönersin.

Sizde boş ve imkansız bekletilerinizin ardından su döküp yolunuza devam edin. Ter dökmeden gerçekleşecek hayalleriniz gün sonunda sizi mutlu etmiş gibi görünsede yazarı olmadığınız bir kitap rafta tozlanmaya mahkum olacaktır.

Tutku DİNÇER

Bir Cevap Yazın