TDK anıyı “Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra” olarak tanımlamış. Aslında anılar bizi biz yapan beyindeki yapı taşlarımızdır. Zihnimizde olan her bilgi, yaşadığımız her tecrübe, edindiğimiz yetenekler, alışkanlıklarımız aslında birer anıdır.
Örneğin suyu ilk gördüğünüz an ve size onun su olarak seslendirilmesi; içilebilir, dokunulabilir materyal olduğunun tanıtılması bir anıdır. Sonrasında sizin her suyu gördüğünüzde o anıyı zihninizin dev arşivinden çağırarak tanımlamanız onu bilgiye dönüştürür. O anıyı o kadar sık çağırırsınız ki bulunduğu yerden beyninizdeki başka noktalara yeni rotalar inşa ederek daha kalıcı hale gelir. Hatta üzerine başka anılar dahi eklersiniz, denize ilk ayağınızı soktuğunuzda onun da kocaman bir su parçası olduğunu keşfeder ve o an ki yaşadığınız duyguları üzerine ekleyip arşivdeki yeni yerine uğurlarsınız. Peki bu anıları silmek mümkün müdür? Zihnimizde dev bir kütüphane mi vardır? Anıları yönetmek bizim elimizde midir?
Anılar beyine kabul edilirken öncelikle kısa süreliğine kayıt edilmek için alınır. Eğer bu anıdaki bilgi ya da durum kısa süre içinde tekrardan çağırılır ya da kullanılır ise beyin sizin için bu anıyı bir süre daha tutmak için çalışmalara başlar. Fakat belli bir süreden sonra bu anıya hiç erişim sağlanmaz ise beyin yaptığı temizlikte bu anıyıda beraberinde götürür. Ne zaman ki siz bu anıyı sürekli kullanır, düşünür ve şekillendirseniz kalıcı hafızada yer almaya devam eder. Örneğin yeni bir müzik aleti çalmaya başladığınızda öğrenme sürecinde birçok anı inşa eder ve depolarsınız. Ne kadar çok pratik yapar ve anılarınızı güçlendirirseniz beyninizde müzik aletini çalma bilgisinin daha güvenilir ve uzun dönemli kayıt etme şansını bulursunuz. Araya yıllar girdiğinde ve bir gün elinize tekrar müzik aletini aldığınızda derinlerde kalan anılarınız gün yüzüne çıkar, paslanmış olan ve uzun süre kullanılmayan anılar üzerine eklenilen yeni anılar ile becerileriniz eskiye dönmeye yüz tutar ve canlı kalır.
Şimdi de aslında öğrenme dışında ve belki de sizin kontrolünüz dışında kalan anılara odaklanalım. İnsanların size söylediği kötü sözler, başarısızlıklar, geçirilen rahatsızlıklar, terk edilmek, edilen kavgalar, geçirilen kazalar, istenilmeden şahit olunan görüntüler veya durumlar gibi zihninize kayıt edilen, sizi depresif, öfkeli, üzgün ve mutsuz yapan durumlar.. İşte bu anıları sildirmek mümkün mü? Bu anılarla yaşamak sizi günden güne yıpratıyorsa ne yapmalı?
Öncelikle bu anının zihindeki yolunu inceleyelim. Zihinde anıların kayıt edildiği yer sanılanın aksine bir kütüphane değil, çünkü anılar akışkan ve değiştirebilir öğelerdir. İlginçtir ama kötü anı ve iyi anı kavramı da yoktur. Anı tektir ama ona yüklenen duygu ve anlamlar sizin o anıyı her çağırdığınızda içinde bulunduğunuz ruh hali nedeniyle farklıymış gibi algılanır. Travmaların, sinir krizlerinin, nöbetlerin bu kötü anılar nedeniyle oluştuğu düşünülür. Bu nedenledir ki büyük paralar karşılığında zihindeki kötü anılardan kurtulmak için programlara ve merkezlere başvurulur. Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) denilen ve birçok formu bulunan tedavi türleri size kötü anılarınızdan arınma vaadiyle “Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)” filminde de görmeye alışık olduğumuz yatarak başınızın bir makinenin içinde yerleştirildiği tedavi sürecine başlanır.
Peki hiç düşündünüz mü, kötü olarak nitelendirdiğiniz anıların da size ait olduğunu, sizi siz yapan oluşumlara katkıda bulunduğunu, çıkardığınız derslerin hayatınızda farklı kapılar açtığını.. Her an her yerde olumsuz olarak nitelendirilebilecek olaylar yaşayabilirsiniz, bu durum çok normalle olmakla birlikte hayatın size işte yaşıyorsun deme şeklidir. Evet belki bir gün gelişmiş teknolojinin de sayesinde bu anıları zihninizden tamamiyle yok edebilirsiniz. O anı hiç yaşanmamış sayılabilir ve asla üzülmeyebilirsiniz. Peki o anının size getirdiği yeni bilgileri hiç öğrenmemiş olarak yolunuza devam ederseniz böyle bir durumla yeniden karşılaşmanızda nasıl tepki verirsiniz? Güller içinde, kederin, üzüntünün, acının olmadığı bir hayat kulağa çok hoş gelebilir ama ne kadar sahicidir?
Her anınıza sahip çıkın, kötü olarak sınıflandırdığınız anılarınızı ötekileştirmeyin, yüklediğiniz duyguları ölçün olması gereken böyle miydi anlayın, tekrar düşünerek gün yüzüne çıkardığınızda ondan bir ders daha öğrenin, gelişin, hayatın devam ettiğini unutmayın, tatlısıyla acısıyla hayatı sevin, niye benim başıma geldi demeden bunu yaşamak beni nasıl biri yapar deyin, kıymet bilmenin ne demek olduğunu, hayatın çok kısa olduğunu bir kez daha hatırlayın. Hayat aynı durumları baştan yaşamanıza fırsat veremeyecek kadar kısa, olumsuzluklara kapılıp yaşamaktan vazgeçmeyin. Zorluklar asla bitmez, zaman acımasız davranabilir, yorulmuş ve depresif hissedebilirsiniz ama unutmayın kötü anı yoktur; sadece siz yeniden doğuyorsunuzdur..
Tutku DİNÇER

“Kötü anılarınızı sildirmek ister miydiniz?” için bir yorum