Başucu kitaplarımdan biri olan “Momo” ile yine karşınızdayım. Bu kitapta geçen Hora Usta’nın ana karakterimiz olan Momo’ya yöneltmiş olduğu bir bilmece var ki eminim sizinde okuduğunuzda heyecan duyacağınız ve belki de ilk anda çözeceğiniz bir bilmece bu.
Hora Usta der ki: “Üç kardeşler, otururlar bir evde hiç benzemez birbirine üçü de. Sen onları ayırt edeyim derken, dönüşürler çabucak birbirlerine. Birincisi evde yoktur, gelecek. İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek. Üçünden en küçüğü evdedir. O olmazsa her ikisi ne edecek? Bildiğimiz sadece üçüncüdür. Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür. Sen tam onu görüyorum derken, bakarsın ki, kardeşi görünmüştür. Söyle şimdi:üçü tek bir kişi mi? Yoksa iki veya hiçbir kişi mi? Adlarını bana sayabilirsin. Üç kudretli hükümdarı bilirsin. Bir ülkeye üçü birden hükmeder. Ülke ile bütünleşip bir eder.”
Peki sizce bu üç kardeşler kim? Üç hükümdar kardeş nereyi yönetir? Kardeşler hem bu kadar özerkken bir o kadar bir nasıl olabilir?
Bulmaca da geçen üçüncü kardeş ile başlayalım, kendisi sizin de yakından tanıdığınız ve evin en küçüğü olan “Şimdi”dir. İkincisi ise evden çoktan çıkıp gitmiş olan “Geçmiş”tir. Birinci ve evde olmayan ise “Gelecek”tir. Yönettikleri ülkede “Zaman”nın ta kendisidir. Evleri ise “Dünya” veya “Evren”dir.
Şimdi detaylıca baktığımızda üçüncü olmadan birinci ve ikinci kardeşin ne yapabileceği dile getirilmiş. Gerçekten de şimdi olmadan hayatımızda geçmiş ve gelecek nasıl var olabilirdi? Evrenin en küçük ama en değerli hükümdarı içinde bulunduğunuz an değil midir? Latin edebiyatından çıkarak hayatımıza giren “Carpe diem!” sözü bile anın önemini bize her defasında hatırlatıyor. Anı yaşamak, bilinçli yaşamak, üzüntülere kendini kaptırmamak, bulunduğu her ortam ve durumdan keyif almak, kıymet bilmek ve anın da bir anda değişip ikinci kardeşe yani geçmişe döneceğini unutmamak gerek. Geçmişi oluşturan ve birinci kardeşe yani geleceğe zemin hazırlayan şimdi hep bizimle olan ve bizi biz yapmaya yönelten, nasıl işlersek öyle şekillenen bizim olan ve hemen kaybedilen bir olgu. O nedenle şimdi ile daha barışık bir hayat yaşamak ve hakettiğiniz sizi oluşturmak anın içinde.
Bilmecede geçen “Bildiğimiz sadece üçüncüdür. Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür. Sen tam onu görüyorum derken, bakarsın ki, kardeşi görünmüştür.” bu parça bir hayli değişik. Bildiğimiz bir tek şimdi onu yaşıyoruz fakat gelecek niçin geçmişe dönüşür ve tam geleceğe bakarken nasıl geçmiş görünür? Aslında gelecek bir muammadır ve yaşanmadan öngörülemez. Yaşandığında ise artık geçmişe dönüşmüştür. Şimdi ise tek gerçek ve bilinendir.
İngiliz şair Abraham Cowley’nin de söz ettiği gibi:
Geçmiş veya gelecek yoktur. Sonsuz bir “şimdi” vardır.
Öyleyse adresiniz çok açık ve net. Sırtınıza geçmişin yükünü alıp, geleceğe koşmaya çalışırken şimdiyi ayaklarınızın altında ezmemeniz gerekir. Asıl olan şimdidir ve sizin elinizde şekil almayı beklemektedir. Bırakın hayat size istediği kadar hoyrat davransın, başarısız olun, son kuruşunuza kadar kaybedin ama son nefesinize kadar her daim sizinle olan ve bedelsiz sizin olam şimdiyi hiçe sayarak harcamayın. Elbet her şey geçer, gelecek dediğiniz an bir anda yaşanmış bitmiş olur ama şimdi size kollarını açıp gel beraber koşalım der. Durmayın koşun, yaşayın ve şükredin, unutmayın şimdi de bir gün son nefesinizde sizden ayrılacak.
Tutku DİNÇER

“Üç kardeşleri tanıyor musunuz?” için bir yorum