Sabit fikirli misiniz?

İnsanlar anlama, yorumlama, fikir üretme ve ifade etme yeteneğine sahip canlılardır. Gördüğü, duyduğu, kokladığı, dokunduğu ve hissettiği her şeye karşı düşünceleri oluşan, seçim yapma durumlarında karar veren bu canlı adeta sürekli fikir üreten bir makinedir. Kanada’da 184 katılımcı üzerinde yapılan bir araştırmada insanların günde ortalama 6 bin fikir ürettiklerini ölçümlemiştir. Peki bu fikirler tamamı ile doğru mudur? Verdiğiniz tüm kararlar objektif midir? Yoksa sadece size ait ve sizce doğru olan fikirler herkes içinde doğru mu olmalıdır?

Siyaset bilimci Brendan Nyhan ve Siyasal Bilim profesörü Jason Reifler 2006 yılında bir deney hayata geçirirler. Bu deneyde karşıt görüşleri destekleyen onlarca sahte makale yazarlar. Bu sahte makalelerden birinde Irak’ta nükleer silah bulunduğunu ifade etmişlerdir. Savaş yanlısı olan kişiler de bu makaleyi okuduktan sonra sorgulamadan inanmışlardır. Sonrasında bu kişilere makalenin sahte olduğunu ispatlayan gerçek makaleler sunulduğunda ise bu kişiler ilk makaleye daha çok inanarak asıl gerçeğin o olduğunu dile getirmişlerdir. Deney sonucunda ise adı “Backfire Effect” olan “Doğrulama Yanlılığı” kavramı ortaya atılmıştır. Araştırma sonucunda kişilerin, bir fikre bağlandığında fikirlerinin yanlış olduğu ispatlansa dahi, bağlılıklarından vazgeçmeyerek kendi fikirlerine daha çok bağlı kaldığı gözlemlenmiştir.

Şimdi hatırlayın bir yakınınızla veya herhangi bir ortamda girdiğiniz tartışmayı, iki tarafta farklı görüşler savunur ve durum çıkmaza doğru ilerlemektedir. Siz kendi düşüncenize inanılmaz derecede güveniyorsunuzdur çünkü gerekli tecrübeleriniz ve anılarınız bu tezi savunur niteliktedir. Nitekim karşı tarafta aynı düşüncelerle “Hayır bence doğrusu bu!” demeye devam etmektedir. Hatta internette arama yaptığınızda karşınıza çıkan ve sizi haklı çıkaran ilk sonuç size tamam işte bu demek için yeterli bir kanıttır. Bu durum doğrulama yanlılığının günlük hayattaki en belirgin örneğidir. Aklınıza o anlar geldi mi? Kendi doğrunuzu görünce rahatlayıp, ben haklıymışım dediğiniz o an. Diğer aramaların hepsinde geçen aslında asıl doğrunun sizin ki olmadığını ispatlayan onca yazı sizin için çoktan gereksiz ve asılsız oldu bile.

Bu yazıyı okuduktan sonra fikrinizi savunurken aklınızın bir köşesinde şu soruları kendinize sorun, “Gerçekten inanmak istediğim bu mu? Karşı taraf haklı olabilir mi? Ben bunu farklı açıdan göremiyor olabilir miyim?”. İnatçı olmak size bazen düşündüğünüz kadar faydalı olmayabilir. Tek doğrunun sizin ki olamayacağını kabul etmek sizi daha az bilgili değil, değişime ve gelişime açık biri yapar. Karşı tarafı dinlemek, gerçekten öyle midir diye sorgulamak sizi çabuk kanan biri değil, etkin bir dinleyici ve sorgulayıcı biri yapar. Sabit fikirleriniz sizi fırsatlardan, yeni ilişkilerden, tüm yeniliklerden uzak tutabilir. Hatta bu sabit fikirleriniz yüzünden ön yargılı bir insan olmaktan öteye gidemeyebilirsiniz.

Fransız şair Paul Valéry demiş ki:

Bir tehlikeyi gören hayvan nasıl birden duraklar, döner ve kaçarsa, kendisini başka yere çağıran bir fikir gören insan da yön değiştirir.

Siz de kaçmayı seçenlerden iseniz, değiştirmek istemediğiniz sabit fikirlerinize köle olmuş olabilirsiniz. Bırakın fikirleriniz sizi değil, siz fikirlerinizi yönetin. Gerçek sahibin siz olduğunu, eğer siz isterseniz her şeyin olabileceğini, değişebileceğinizi önce kendinize sonra da dünyaya gösterin. Unutmayın, karanlıktan korkmak ışıklar sönünce başlar fakat bu korku cebinizden çıkardığınız kibriti yakmanızla son bulur.

Tutku DİNÇER

Bir Cevap Yazın