Anne karnından başlayarak son nefesimize kadar devam ekmekte olan bir yolculuğumuz var. Bu yolculukta sıkılmak, yorulmak, pes etmek yok. Eğer pes edersen aslında hayat bir nevi durmuş ve artık yaşanamaz oluyor, çünkü hayat seni asla beklemiyor. Aksine büyük bir şevkle bu yolda koşmaya devam edersen; binbir türlü kapılar, yeni mecralar senin oluyor. Bu yolculuğun adı ise “Öğrenme Yolculuğu”.
Öncelikle hayatta kalmak için yemek yemeyi, konuşmayı, dinlemeyi, keşfetmeyi ve hissetmeyi öğreniyoruz. Temel öğrenmeler tamamlanınca artık eğitim şart diyoruz. Konuştuğumuz dili bir de yazmaya başlıyoruz. Sonra fark ediyoruz ki dünya bizim evimizden, okulumuzdan, yaşadığımız bölgeden çok daha büyük. Bu sonsuzlukta keşfedilecek çok yer, farklı kültürler, milyarlarca canlı, bilim, sanat, inançlar, tarih.. gibi bir çok konu var. Bir kısmını aslında okullarda temel düzeyde öğrenmeye çalışıyorsun ve merak seni nereye götürürse o yoldan devam edip kendi dünyanı inşa etmeye başlıyorsun.
Peki okul bitince, iş sahip olup tecrübe edinince, 2 kitap okuyup bitirince öğrenme de bitiyor mu?
Kocaman bir HAYIR. Dünya gelişiyor, değişiyor, her saniye bambaşka olaylar patlak gösteriyor. 100 yaşına bile gelseniz hayat sizi şaşırtmaya devam ediyor ve siz aslında çok da fark etmeden binlerce şey öğreniyorsunuz.
Öğreniyorsunuz tamam da peki bunu ne sıklıkla ve ne kadar kalıcı yapabiliyorsunuz? Merak ettiğiniz her soruya cevap arıyor musunuz, yoksa neyse sonra bakarım mı diyorsunuz?
Bunu öğrenmesem ne olur ki yerine ilginçmiş iyiki öğrenmişim demek lazım, kim bilir belki bir gün geçekten işine yarayacak. Aklına bir soru mu takıldı, aç internetini hemen araştır. Güzel bir fikir mi buldun, hemen bak nasıl geliştirebilirsin, o kelimenin başka dilde nasıl telafuz edildiğini ne anlama geldiğini öğren ama şimdi öğren yarın değil. Her zaman kendine sor “Ben bugün ne öğrendim?” ve soruya asla büyük cevaplar arama, kimse senden Kuantum Fiziğine başla bugün anla bitir demiyor. Ben bugün kolay yoldan nasıl kavanoz kapağı açılır onu öğrendim deyip kendini tebrik et. Hatta bir defterin olsun, ne de olsa söz uçar yazı kalır. O gün ne öğrendin notunu al ve belki de bunu nasıl öğrendin onu yaz yanına. Hikayeleştir ki beynin onu bu gereksiz bilgiymiş diye sen uyurken silip atmasın. Bu konuyla ilgili Konfüçyüs de çok güzel bir söz söylemiş aslında,
Kişi her gün yeni eksiklerini bulup ortaya çıkarabiliyorsa ve her ay ustalaştığı konuları aklında tutabiliyorsa, onda öğrenme tutkusu vardır diyebiliriz.
Öğrenmenin sonu yok, bir saniye sonrasının da hayatta garantisi yok. Öğrenme yolculuğunda koşar adım ilerlemek ve hep daha iyisini görebilmek için şu saniyeden yatırımlarını yapmaya başla. Unutma hayat erteleyenleri değil, başaranları alkışlıyor.
Tutku DİNÇER
