TDK “Stres” kelimesini ‘Ruhsal gerilim.’ olarak tanımlamış. Stresin psikolojideki tanımına bakarsak, bu tanımın bir hayli eksik olduğunu görebiliriz. Stresin en geniş tanımı ise şöyledir: Bireyin tehdit edici ve zorlayıcı olaylarla karşılaşma anında içerisinde bulunduğu, baş edebileceği düzeyde olduğu sürece gelişmesine yardımcı, aksi takdirde ise bireyin tüm psikolojik ve biyolojik kaynaklarını tüketen bir durum (Balaban, 2000; McGraw Hill, 2013).
İngilizce’den dilimize geçen “stress” kelimesi Eski Fransızca’da kullanılan “estresse”den gelmektedir. Bu sözcük “darlık, sıkıntı” anlamındadır. Sözcüğün varoluşundan itibaren kullanım şekli hep olumsuz odaklı imiş, fakat stres sadece negatif bir olgu mudur? Stres insanda ne gibi değişikliklere yol açar? Stres sadece iyi ya da sadece kötü olarak tanımlanabilir mi?
Macar- Kanadalı endokrinolog Hans Selye stres üzerine yaptığı çalışmaları sonucunda “Genel Uyum Sendromu” tanımını ortaya atmış. Bazı kaynaklarda bu sendrom GAS (Genel Adaptasyon Uyumu) olarakta karşımıza çıkar. Bu sendrom aslında bireylerin strese nasıl tepki verdiğini anlatan 3 aşamalı bir süreçtir. Bu süreç sırasıyla Alarm(Tehlike), Direnme ve Tükenme adımlarından oluşur. Alarm aşaması bireyin stresi ilk fark ettiği an olarak tanımlanır. Savaş ya da kaç mekanizmanız aktif hale gelir. Bedenizde birçok değişim başlar; adrenalin hormonu salgılanır, kan basıncınız yükselir, göz bebekleriniz büyür, kaslarınız gerilir, kalp atışınız hızlanır, mideniz asit salgılamaya başlar.. Bu aşamada avına pusu kurmuş ve hareketini bekleyen mağara adamı ile, işe yetişmek için geç kalan otobüsün yolunu gözleyen sizler aynı semptomları yaşarsınız. Alarm aşamasında strese karşı olan savunma mekanizmanız güçlü ise beden normale dönecektir. Eğer stres durumu devam ediyor ise Direnme aşaması kaçınılmazdır.
Genel Uyum Sendromunun en uzun olan aşaması Direnme’dir. Bedendeki tepki düzeyinin en yüksek olduğu aşamadır. Bu safhada iki seçenek yer alır, kişinin vermiş olduğu tepkiye göre süreç farklı ilerler. İlk seçenek vücudun strese karşı direnmesidir. Eğer direnme tercih edilmiş ise birey tüm eforunu bu stresi yok etmek için harcamaya başlayacaktır ve bunun ardından son aşama olan Tükenme gelecektir. İkinci seçenek ise stres kaynaklarına uyum sağlamaktır. Strese karşı koymak yerine kabul ederek aksiyon almanız durumunda, vücudunuz tehlikenin geçtiğini varsayarak normal akışına geri dönemeye başlayıp, oluşan tahribatı onarmaya başlayacaktır.
Strese direnç uygulayıp tüm eforunuzu bunu savurmak için harcadınız ve bir sonuç elde edemediniz. Tükenme evresine hoşgeldiniz. Bu aşama gayretlerin sonuçsuz kaldığının fark edilmesi ile hayal kırıklığına uğramak, davranışlarda sapma göstermek ve umutsuzluğa teslim olunan kısımdır. Stres hala devam ettiği için ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlayacaktır. Çünkü bedeniniz stresin yarattığı tahribatı onaramayacak konuma gelmiştir.
Depresyon, bağışıklıkta zayıflık, bağırsak florasında bozulma, kısırlık, tip 2 diyabet, ülser, hipertansiyon, PMS, beyin sisi vb. birçok rahatsızlık kronikleşmiş stres sonucunda oluşmaktadır.
Stresin yokluğu insanı sağlıklı yapar mı? Stresle nasıl baş edilir? Stres hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?
Stresin hiç olmaması sanılanın aksine iyi bir durum değildir. Çünkü alarm aşaması sizi tehlikelere karşı hızlı aksiyon alabilmenizi, düşünmenizi sağlar. Uyuşukluk ve kaygısızlıktan uzaklaştırır. Yerinde stres sizi azimli kılmaya, hedefe odaklanmanıza ve çalışma motivasyonunuzu diri tutmaya yarar. O nedenle stresi sadece iyi veya kötü olarak tanımlayamayız. Fakat sizin stres seviyeniz, olaylara karşı olan tepkiniz stresin faydalarına veya zararlarına ne kadar yöneleceğinizi belirler.
Stresle başa çıkmanın yüzlerce yolu vardır. Meditasyon, şimdiki anın kıymetini anlamak, hayır diyebilmeyi öğrenmek, zamanı verimli kulalanmak, sorunları biriyle paylaşmak, yedek planlara sahip olmak, bedeni ve zihni beslemek…
Bu çözümlere başvurmadan önce kendinizi tanımanız, ne zaman strese maruz kaldığınızı anlamanız, tepkilerinizi ve duygularınızı ölçümlemeniz, neyi başarmak istediğinize karar vermeniz çok önemli. Sonrasında ihtiyaç duyduğunuz çözüm yolları size bir araç olacaktır.
Amerikalı psikiyatrist Irvin D. Yalom der ki:
Kişinin seçtiği ya da tercih ettiği şey hastalık değil, strestir; hastalığı seçen ise işte bu strestir!
Şimdi stresi elinize alabildiğinizi düşünün, hatta elinizde güzel bir cam kutu tuttuğunuzu hayal edin. Bu kutu güneş ona vurduğunuzda ışıl ışıl parlamakta. Onu en sevdiğiniz köşenizde sergileyip ondan haz duyabilirsiniz ya da onu kırmaktan korkarak sıkı sıkı tutarken kırabilir, kendinize de zarar verebilirsiniz. Hem kutuyu kaybetmiş hem de canınızı yakmış olacaksınız. Seçim sizin…
Tutku DİNÇER
