Gerçekten vaktimiz yok mu?

Hiç şüphesiz dünyamız çok başka ve zorlu bir süreçten geçiyor. Hayatlarımız bu sürece adapte olabilmek için hızlıca değişiyor. Çalışma stillerimiz, bulunduğumuz konumlar, yaptığımız aktiviteler, sosyalleşme biçimimiz ve daha nicesi.

Bu süreçte en popüler ve sağlıklı çalışma biçimi evden çalışma haline geldi.

Aslında evden çalışma kavramı her ne kadar koronavirüs nedeniyle revaçta olsada uzun zamandır uygulanan bir çalışma stili. Çalışanların evden veya ofis dışı bir ortamda teknoloji ve sistemleri kullanarak işlerini uzaktan yönetebilmesine fırsat veren bu yöntem iyi ve kötü yönleriyle her zaman tartışma konusu oldu. 

Peki evden çalışmak iyi mi kötü mü?

Elbette bu sorunun salt bir cevabı olmadığı gibi kişiden kişiye de farklılık göstermekte. Metropollerde yaşayan insanların en büyük avantajı trafikte geçirdikleri süreleri ortadan kaldırarak kendilerine zaman yaratmaları oldu. Ayrıca her gün dış görünüm için gösterilen özen ve harcanan sürede minimize edilmiş oldu. Dışarıdan yemek yeme kavramı neredeyse en aza indi ve kişiler her gün kendi istedikleri yeme içme imkanı buldu. Sigara kullanan çalışanlar için her an her yerde içebilme imkanı doğdu. Bunun yanında çalışma saatleri birçok insan için tarih oldu. 7/24 hizmet vermekteyiz anlayışı sadece kurum bazlı değil çalışanlarında mottosu haline geldi. Bu süreçte kendi yemeğini yapabilme özgürlüğü kimileri için aperitif ne varsa ya da fast food yemekten öteye geçemedi. Spor salonlarına olan üyelikler yalan olunca ya evde düzenli spora devam edildi ya da çoktan mazi oldu. Kilolar alındı veya verildi. Yeni tarifler denendi. Hafta sonu tatil oldu veya son maili de atayıma döndü. Toplantılar hız kesmeden devam etti, teknolojinin de desteği ile aynı ortamdaymış gibi yapıldı ve tabi yanlışlıkla gözüken pijamalar, içilen biralar, gaz kaçakları ve çoçuk ağlamaları da görüşmelere renk kattı. En büyük aktiviteler evde koşmak, balkonda veya terasta yayılmak, canlı yayınlarda konser izlemek, fitness hocaları ile spor yapmak, sosyal medya araçları kullanarak toplu isyanlar başlatmak oldu. Özel günlerde balkondan alkışlar tutuldu, ışıklar kapatılıp açıldı.

Tüm bu olanlardan sonra sizce evden çalışmak ya da karantina sürecinden evden üretim yapmak iyi mi kötü mü?

Elbette bu karantina süreci bittiğinde ve dünya hastalıktan temizlediğinde ofislerimize geri dönmüş olacağız ama artık hiç evden çalışamayacak mıyız? Yoksa evden çalışmak artık akşam da evden çalışmaya devam mı etmek olucak.

İnsanlar ne güzel iş bitti akşam eğlenelim kendimize zaman ayıralım, şuraya gezmeye gidelim veya haftasonum buraya kaçalım demeyi sürdürebilecek mi?

Ana sorumuza gelirsek kendimiz için bir şeyler yapmaya gerçekten de vaktimiz yok mu? 

Şimdi hep birlikte çalışma saatlerimizi düzene koyup, sosyal medya hesaplarımızı bir kenera bırakıp, her ne yapmayı istiyorsak ona odaklanalım. Kitabımızı kafamızda soru işaretleri olmadan kendimizi vererek okuyalım. Matımızın üstüne çıkıp bedenimize hak ettiği değeri verelim. Yeni hobiler edinelim. Kendimizi ve yeteneklerimizi keşfedelim. Bize kalan her saniyenin kıymetini bilip onu hiç uğruna tüketmeyelim. 

Çünkü sizde biliyorsunuz ki kendinize ayırabilecek vaktiniz her zaman var ama bu vakiti nasıl değerlendirdiğiniz sizi siz yapan.

Tutku DİNÇER

“Gerçekten vaktimiz yok mu?” üzerine 3 yorum

  1. Aynen öyle, her şeyin yönetimini yapmak bizim elimizde değil mi? Sorumluklarımızın bilincinde planlı programlı ve kendimize olan önemi görmezden gelmeden.. Harikasınız Tutku Hanım 👏🏻😊

Sebahat Savgın için bir cevap yazınCevabı iptal et